gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Eylül 12, 2008

Arnavutluk Gezisi




(Albania Tirana) yani Arnavutluk Tiran resimleri taze taze gönderiyorum, az önce eve girdik

Türklerin izi çok bu şehirde, dillerine giren kelimelerden tutunda, yapılarına kadar. Bir çok Türk köyü de var.

Petrella Kalesinde de Türklerin ve İskender'in izleri vardı.

Şehrin 3 köşesine konan bu kalelerle haberleşme sağlanırmış.

Karadag Gezisi (Sırbistan)

Montenegro
Bizim deyimimizle yeni adı Karadağ
eski adıyla Sırbistan ın,

Albania
Bizim bildiğimiz ismiyle Arnavutluk sınır kapısından
geçişimizde pasaport kontrolümüz için araçları durdurduk.


Tepeden Adriyatik Denizi ne kuşbakışımız :)
Sweet Stephanie turumuz yer Karadağ (Montonegro)
Aynı yerden Sweet Stephanie detay fotoğraf. Taş evler harika.

Budva da kuşbakışı; kale içi kiliseden teras manzarası.

Salı, Şubat 05, 2008

New Zealand 4

Aktivite takvimi

doğa yürüyüşü ve deniz

dev akvaryum gezisi




penguenler

Aktivite resimlerini çok zor, yüklüyorum pazar günü 17 Şubat ta döndüğümde daha çok yüklerim bugün internet çok kötü.
Kısaca;
Ozon tabakasının burda daha ince olması güneşten daha çok korunmayı gerektiriyor.
küresel ısınma burayı yok etmeden fırsat yaratabilenin gelip görmesi gerek.
bu ülkede kalmak isteyenlerin işi çok zor çünkü nüfusu korumaya çalışıyorlar.
bu sebeple oturum ve çalışma izni zor veriliyor. Fabrika az çünkü felakete daha uzak kalmak istiyorlar hava kirliliği burda daha hassas bir konu bir çok evde saç kurutma makineleri kullanılmıyor suyu tertemiz.

Yerel halkı; Maori ve Kiwi
Kiwi ler şehir yaşamıyla içiçe
Maorilerle savaş yapan İngilizlerin bir çok Maori öldükten sonra Kraliçenin
yeter bu ada için anlaşma zamanı deyip, anlaşmayı imzaladıkları gün 6 şubat 1840
Maoriler ingilizce bilmediği için anlaşmayı imzalamaları hiç zor olmamış yıllar sonra farketmişler neye imza attıklarını, şimdi genelde ülkenin kuzeyinde doğal yaşamlarından çıkmamaya gayret gösteriyorlar. İngilizler okuma ve sağlık işlemleri için Maorilerden para almıyor ama onlar okul konusunda direniyorlar. Eskisi gibi yaşamlarını sürdürmek isteyen kesim şehirden uzakta.

Bu arada burda Uzakdoğulu; Taiwan, Çin, Japon
Sudi Arabistan ve Irak'lı öğrenciler o kadar çok ki

En komik kısmı ben onları hala çok iyi ayıramıyorum.
Aslında onlarda beni Japon sanıyor. Japon kızlar sorduğunda çok gülüyorum :)

Perşembe, Ocak 24, 2008

New Zealand 3

Buyuk sehir mi? Ada mi? derseniz!
Buyuk sehirdeki yalnizlik, yalnizlik degil "yorgunlukta alinan kucuk mola".
Ada da ki yalnizlik ise cok daha buyuk ve "yalnizliktan kacma istegini duyabiliyorsunuz". Burda hersey den o kadar uzakta oldugumu bilince daha iyi anladim. Bircok sey deniz yoluyla tasiniyor

Gercekte yalnizligi kimse istemiyor. Sadece istedigini dusunuyor.
-------------
Ormanda cok guvenle dolasabiliyorum. Buradaki hicbir canli (hayvan) zehirli degil ve bu adada yilan yok. Ormani biraz daha anlatayim Lost filmindeki orman ya da amazonlardaki gibi tropikal agaclardan bahsediyorum . Dogal hayat ve evlerin de nerdeys icice oldugu, bir evin yan yolunun ormana ciktigini ben dusunemezdim. Saskinligim suruyor .
------------
Labtop ve telefonumu kullanamama riskim var, priz ucları bizdeki gibi ikili degil uclu, bir Nokia sarj buldum. Labtop icin bir cozumum yokken, Arap bir ogrencinin elinde priz uclarini degistirebilen bir cihaz gordum ve hemen satin aldim.
-----------------
Genc oda arkadasim Arjantinli adi Lordest, pek iletisim kurmak istemiyor. Cunku okulda cok sayida Arjantinli ve Arap ogrenci var. O, kendi genc grubuyla cok mutlu.
---------
Buraya gelmeme yakin olan gunlerde en cok, nakit para mi gotursem diye endiselenip telefon bankaciligindan bilgi aldim. Bu konu onemli, soylemeden yapamayacagim. Tum mevduat hesap kartlariyla, Yurtdisinda ki bankamatiklerden para cekebilirsiniz. Ilk denememi yaptim ve evet 20 dolari bankamatikten cekebilmek beni gercekten rahatlatti.
-----------
Ilk hafta sonum da evde kaldigimi soylemistim burası internette denildigi gibi, ucuz bir ada değil. Tam tersini soyleyebilirim. Otobuse binmek 4 NZ doları.
Ilk haftanin pazar gunu oldu..
Lordest benim kucuk oda arkadasim, Arjantinli arkadaslariyla plan yapmis.
Kristian ve Karoline la onlar ne derse, yine onu yapacagim.

Karoline sahile gitmeyi onerdi az once ! biz israr bekleriz ve evet israr etti :)

Yolda bir ev gösterdi. Babasinin evini, 10 dakika onu arabada bekledim. Evden, sahil için palet ve gozluk aldi. Karoline in babasi yeni bir evlilik yapmis, Japon esiyle baska bir evde yasiyor ve birde kardes var. Maceramiz basliyor.

Adanin kuzeyine dogru tirmaniyoruz, yolda bir tarafimizda Pasifik Okyanusu var, olabildigince tehlikeli sahillere bakan taraftan ilerliyoruz, muzik esliginde.
Bir tarafimiz mavi, bir diger yanimiz yesil, tam bir bucuk saat ilerledik. Bu kadar karayolu oldugunu dusunmemistim.

Her kiyida; burada mi yuzecegiz? gibi soru sormayi biraktigimda,
her tarafin arabalarla dolu oldugu bir alanda, park yeri aramaya basladik.
Esyalarimizi alip sahile yurumeye basladik.
Tepelik bir yerden indigimiz için sahili başta goremedim.
Tam hayal kirikligi yasadigim nokta, sahili gordugum andir.

Guvenli sahil; kucuk ve dar olan yerdir. Oyle ya okyanus burasi. Oyle guzel sahilleri gorup gectikten sonra, kalabalik, kucucuk, ustelik kumsuz ve cimenli bir sahilde olmak farkli.

Karoline in babasina ugrama amaci, bana da bir palet takimi almakmis. Bense hic palet kullanmadigim icin bayaa korktum ve okyanusta yuzmeme konusunda çok direktif aldigim icin Karoline a derdimi anlattim. Israrla sorun yok dedi ve ilk defa paletli yuzme deneyimimi de israr sayesinde yapmis bulundum. Gozlukle asagida baliklara selam vererek elele yuzmeye basladik ki işte bu goruntuleri anlatmam mumkun degil! Kayalarin altina saklanan diger canlilari da gordum hem de sahile cok yakin mesafedeler. Dalgic olmadan bunlari gorebilmek inanilmaz.

New Zealand 2

Burasi sonucta bir ada ingiliz somurgesi de olsa, buyuklugu de ne olursa olsun
Ada ne demek yasayinca daha iyi farkettim

Hafta sonu kuaforler bile calismiyor. Her sey cok sakin gidiyor, ben de bu sakinlige uyum saglamak icin ilk haftasonu aktivite yok dedim.
Ilk tatilimin ilk cumartesi gunu;
koruyucu,sevkatli ve guleryuzlu aileyle evde kaldım .
Evin kizi Karoline gece elbisesi bakmak icin alisveris merkezine goturdu beni
sonra yemek kulturumu on plana alip, oglen yemeginde Turkish Kebab cisina girdik.
Neyse bunlar derin mevzular ama kebab nerde, yedigimiz o garip sey nerde, ne alakayla bulustu bilemiyorum.
--------------

Aksamlari genelde film seyrediyoruz bu aksamin filmi benim labtoptan olacak.
Bayaa bayaa derdimi anlatiyorum. Kim grammeri takar ki!
Aslinda dusunurken gayet iyi kullaniyorum su tense leri
ama konusurken oyle degil, dil aynisi yapamiyor :)
--------------
Evin bir verendasi var benim vaktim daha cok bu verenda da geciyor, manzaram buna sebep olan, nefis bir agac ve yesil alana bakiyorum.

Manzaram resimdeki yer

Bu arada evin kedileri beni aileden kabul etti.
Dün bir ormana gittik yurumek icin;
Evin annesi Kristian'in fikri, gozlerime inanamadim. Yasam alani ve orman icice burda orman deyip gecmemek lazimmis.
Amazonlar gibi, tek farkı yuruyus alanlarinin olmasi nefis bir hava var
bu nedenle cok rahatlikla sabah 6 da uyanabiliyorum :)
------------
gecen bir haftam da bir seyahat acentesiyle konustum ufak bir turla yerli halki, ciftlikleri ve su alti magaralarina gitmek, gormek icin;
Burda Japon lar Iraklilar ve Cinliler isletmecilikte on planda
Tabii ben de seyahat icin Japonlarin organizatorlugu buldum.
Fiyatta indirim bile yaptirdim, buraya kadar iyi ama Kristian cok pahali buldu kucuk turumu.
vazgecildi tabii.
Amacim onlarin da eglenmesi, gezmesiydi yoksa okulun fiyati hakikaten daha ucuz. Onlarsiz gidecegim madem okul a bu konuda basvurumu yaptim. 25 Ocakta gidiyorum.
------------
ailenin temizlik notu malesef dusuk
cok az yapilan bisey temizlik
dus hergun aliniyor ama kedi tüyleri yumak yumak yerlerde daha elektrik supurgesinin sesini duymadim cok sukur.
huzur notu ise cok yuksek

Pazar, Ocak 06, 2008

New Zealand 1

selam hicbir sey kolay olmuyor
hersey o kadar zor ve eglenceli ki.. aptal gibi durdugunu zannediyorsun. hani sen onlari az, onlar seni hic anlamayinca
havaalani diyaloglarina bakiyorum.
Gelene kadar 3 havaalani gordum en son biyonik arastirma bile yapildi
bavulumda ellemedikleri yer kalmadi.
Aci olan sey ne biliyor musun ? biyonik lab da bulunan kiz, translater la iletisime calisiyor ve turkce tanslater bulamadik kokenimi soruyorlar greek mi? arap miyim? koskoca Turkum diyemiyorum
neyse diyip gecistirdik .. aci olan da bu iste bu turkler buraya daha gelememis gelse de esememis soyle :)
iyi olan yani hani gelmisler de degistirmemis uyum saglamislar..bu arada hic turk bulmadim henuz :)
Kristian ve Karoline bir anne kizin evindeyim.. cok guleryuzlu sicacik davraniyorlar. Yemek ler bizdeki gibi ihtisamli sofralar seklinde hic degil. sabah tost yemegi tercih ettim bana tereyag verdi. haa bu arada anladim ki tostumu hazirlamaliyim ve peynir kullanmiyorlar daha cok tereyagi yiyorlar soylemek lazim zararini galiba :)
ben peynir istedim meger onlar da sever mis.. anlastik neyse ki
kasari cig ama kizarmis ekmekler arasina koyup uyduruk bir tost yedim buna da sukur :)
yaw nasil oluyor da anlasiyoruz
ben dil bilmem
demek ki konusmak gozlere, ellere ve ihtiyaca bagli cogunda
baska bir dil bizimkisi hehe
ha bu arada sehirde arabayla bir tur attik. Kucuk, sevimli bir sehir burasi ama onlara sorsan en buyuk sehri :)
hayran kaldim bu kadar guzel korunur hersey.agaclar, cicek kokulari ve endustri, sehir icice yine yazacam sana opuldun gunluk

Perşembe, Kasım 01, 2007

Ocak ta Yaz


Ocak ta tüm maceracı ruhumla, resimdeki şehre ve yaza gidiyorum.
Başka ülke,
Başka deniz,
Başka mevsime..

Çıkış, kaçış, uyanış veya 2008 de güneşi takip edip
kış görmemek içindir :)
zaman artık tersine akmaya başladı ve iyi bir deneyime hazırlıklarım da hızla devam ediyor..

Salı, Eylül 11, 2007

renkli dünya

Eleştirmek biraz muhalif bir ruhun gereği anlayamadığımsa eleştiriyi sevenlerin bir kısmının eleştiriye tahammül edememesi , en doğrunun kendisinin olduğunu düşünmesinden midir ?

Yıl daha bitmeden yakınım 4 kişi aniden gitti. Kayıplar arttıkça, sorgulamalarım azalıyor

Bu hayatın tadına varmak,

kendi kabuğundan ve bildiklerinden biraz sıyrılmak,

sevmediğim, aklımın almadığı şeyleri bile tarafsızca yaşamak gerekir belki..

Şu kadın programlarını sevmem mesela neden sevmem ki dedim!

Bildiklerimi unutarak,

bakalım neymiş, hem eğlenceli duruyor! bazen bilip konuşmak lazım :)

Programlar için ayarlanan Altur minibüsleriyle yola koyulduk, gerçekten yaptım, hem de annem babamla beraber..

Kişi başı 3 milyon para aldılar hem alkışçı olarak gidip hem de üzerine para verdik

önce Petek Dinçöz ün programı sonra Esra Ceyhan planlanmış.

Sabah programı için 6.15 te evden çıktık. Her yolcu için ara sokaklara girildi. Herkez birbirini tanıyor ve yol boyu bir tek sabah programları konuşuldu. Bundan keyif almak istesem de olmadı. Hiç konu değişmiyor varsa yoksa bu dünyadan laflar ediliyor ayrıca sabahın körü böyle dinamik olabilmeleri çok ilginç.

Annem mutlu, hem ufak bir gezinti yapmanın keyfinde hem de kendine yönelik dertlerle yapıldığını düşündüğü bir programı, üstelik basit bir dille konuşan sunucu da kadın, onu izleyecek olmak, her denileni anlayabilmek, belki aralarda üzülmek bile güzeldir O'na

bazense ohh eğlenecek el sallayıp katılacak, yani felekten bir gün...

Babam deli oldu ; bir daha kimse beni getiremez diye söyleniyor, omzunda uyudum biraz.. ona da iyi geldi .. kafam omzundan her düştüğünde elini yanağıma koydu

nihayet programdayız, izdiham sayılacak sayıda kişi yoktu.. yer gösteren kişiler tarafından yerimiz belirleniyor.

önlerde olmak marifetmiş bir çoğu bu nedenle kendini iyi hissedettiklerinden, rahatlıkla oturduk tabii en arka sırayı kaptık.. işimiz kolay oldu.

Stüdyo, ne görkemli ne büyülü değil. Ses ekrandaki gibi ayarlanamıyor, kısık bir ses duyulan ve konsantre olmak zor geldi. Acemilikten galiba ben zorlandım.

Daha ben ne olduğunu anlayamadan biri hop oturup, hop kalkıyor evet sonunda konuşma hakkını kazandı.. Bu kadar saçma bir laf etmese konu bu kadar uzamazdı falan filan. Burda herşey garip, o kadar çok anlatılabilirim ki

Uzun lafın kısası

Böyle bir sahnede yer edinemedim
burda düşünülenlere seyirci, kendi dünyamın konforunu özledim.
Kimseyi çekiştirmeden, saçma, sahte, oyun kurulu gündemlerle kendimi kaybetmeden, sorunlarım için kapı kapı dolaşmadığım için
acaba bana yardım eder mi? iş bulur mu? evlendirir mi hastaneye götürür mü? bunları yaparsa bugünü yırtarım, yapmazsa yarın yine gelirim elbet bir gün bende TV de çıkarım dertlerim olmadan yaşadığım için

Zor zamanlarımda seçenek yaratabilmeyi öğreten, bana bu hayatı kazandıran aileme ve tüm bunları, tekrar unutmayacağım şekilde farkettiğim, bu günüme şükrediyorum.
Ne güzel bir hayatım var.

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

Panayır yeri

Panayır yerleri veya Festivaller
şayet festival diye tam bir panayır yerinin ortasında kalırsanız, ikisinin ne kadar ayrı şeyler olduğunu görebilirsiniz..!
Gerçi şu anda Panayır kısmını değil, kısmende olsa festival aradığım için bu kısmı anlatmak istiyorum..

Heyecanımla, gençlik umudumla katıldım festivale

Nice efsaneler yaratan müziktir, Rock müzik..
yaşamı, felsefesiyle doğan, özgün bir müzik nede olsa.. İsyanı da, eleştiriyi de buluruz dinlerken Cem Karaca yı, Erkin Koray ı, Bulutsuzluk Özlemi'ni, Yaşar Kurt'u, Moğolları v.s.
ve bunlar birazda politiktir..

Eski örneklerinden yola çıkarak böyle düşünmüş olmalıyım..


Meğer herşey ne büyük hızla değişiyor, gördüklerim kısmına geçiyorum

Panayırdan seyir notları;

Tüm günümü, haftasonumu ayırmak istediğim yerde 4 saat durabildim..

evet kabul etmeliyim kısa vadede geleceği doğru öngöremedim :)


4 saatte en beğendiğim, anladığım, keyif aldığım ilk yer
Fransa dan davetle gelen, halen üniversite de akademisyen olan konuşmacı oldu..
Onun dinlemek içinde olsa, gitmek güzeldi! diyebileceğim, buna değen tek nedenim

Sorbonne Üniversitesi olaylarını dinleti şeklinde paylaştı bizimle. Üniversiteyi işgal eden, öğrenci hareketinin nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte konuştuk
Hatırlayanınız vardır;
300 öğrenci tarafından, iş yasa tasarısını protesto etmek amacıyla işgal edilen üniversite, işgalin üçüncü günü polislerce boşaltılmıştı :)

Zamanın gerikalanı ise kendi yüzünü, 10 larca kez çivilemiş ve her çivisiyle kendini daha iyi zanneden, bildiğiniz kırmızı, mavi saçlı, marjinal olmak derdiyle apolitikleşmiş hatta kendi toplumunun farkında olmayanların daha çok bulunduğu bir rock festivalinde, gözlemle geçti. Gündüzleri nerde bu çocuklar sahi?

Sayın politikler görev tamamdır ..
Yüzler boyanmış,
çiviler çakılmış, piercing adıyla beynin en derinlerine,
konuşmalarda ise,
herşeye boşveeerrr..
1 milyonun vaar mııııı?
varılması gereken yere varılmıştır..

İşte umut vadeden yerden izlenimlerim,
içiniz huzurlu olsun çoktan görev tamamlanmış politik beyler..

haa bu arada benim gibi oraya umutla gelenleri farketmedim değil ama dedim ya 4-5 saat yetti bana..

tüm olup biteni anlayamamışta olabilirim
belki çok derinler farkedemedim
belki de kötü bir rüya !

Cuma, Ağustos 24, 2007

Barışa Rock Festivali

BarışaROCK
Hep ne yaptığımı anlatacak değilim ya
biraz da haftasonu planlarımı anlatayım; çok eğleneceğim, güleceğim, yorulup çok mutlu olacağım.
Gezi planım, Bahçeköy e gitmek.. hepiniz davetlisiniz üstelik
gelin gezi hikayemizi birlikte oluşturalım..

Bu bir konser DEĞİLDİR, bu bir FESTİVALDİR

Irkçılığa, işgalciliğe, Savaşa, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'ye, Yasaklara, Cinsiyetçiliğe, İMF'ye, Nükleere, Özelleştirmeye, Homofobiye, Milliyetçiliğe, çok uluslu şirketlere, Militarizme, ÖSYM'ye .

Barışa Rock bunlara karşıdır..
En önemli özelliği ise dünyayı seviyorsan sende buraya ek yapabilirsin

Festivale girmek, bu grupları dinlemek tamamen ÜCRETSİZDİR,

Festivalin Sahne Programı:
Cumartesi
12:00 The Blow Up's (İngiltere)
12.45 Erdal Bayrakoğlu
13.30 Gevende
14.15 Kara Güneş
15.00 Çilekeş
15.45 False in Truth
16.30 Deli
17.15 Çamur
18.00 Zardanadam
18.45 Demirhan Baylan
19.30 Aylin Aslım
20.15 Işığın Yansıması
21.00 Moğollar
21.45 Mehmet Ali Alabora konuşması ve Savaşa Karşı Ses Çıkar
22.00 Mor ve Ötesi
22.45 Final

Pazar
12.00 Pinhani
12.45 Yolgezer
13.30 Soulitary
14.15 Koma Revşen
15.00 Kara Kedi
15.45 Anima
16.30 Catafalque
17.15 Nidal (Suriye)
18.00 Turgut Berkes
18.45 Redd
19.30 Demir Demirkan
20.15 Yaşar Kurt
21.00 Kurtalan Ekspres
21.45 Kardeş Türküler & BGST
22.00 Bulutsuzluk Özlemi
22.45 Final

Pazar, Mayıs 27, 2007

Karanlıktaki Yol

Hayatları boyu, karanlıkta yol alan, çalışan, yaşayanlar için

önemli olan ;
bir şekilde, sadece varmak mı?

..
.
Karanlıkta bilmediğiniz yollarda, en ışıklı, gösterişli yerler pusula olarak kullanılır.

Saat neredeyse 1 ve ışıklandırması devre dışı bırakılan Gebze yolundan, evime gidiyorum. Düzgün bir yol tarif ettiler.

Dediklerini içimden tekrarlıyorum.

Korkmaya başladım.

İleride bir petrol ofisi olmalı, oraya kadar düz gitmeliyim.
Yolu bilmediğim için çevredeki yollara sapamıyorum. Ne kadar çok uzadı, geri dönsem, korkuyorum..
Benzin istasyonundan sağa dönen yola girip, dümdüz ilerlemeliyim.
Birazdan bitecek..
Birazdan bulurum..

Evet sonunda benzin istasyonuna geldim .. Oh çok şükür, bildiğim yola çıktım.
Çok şükür..
bundan sonrası için sorun yok.
Yolu biliyor olmanın rahatlığıyla, tamamen karanlıkta olsa şehrin caddeleri, beş metre önümü aydınlatan farlarla eve kadar gidebilirim.
..
Bir kaç hafta sonra...
..
Dün bizimkilerle Bolu ya gittik, bir gezi grubuyla birlikte temiz hava almak ve yorgunluğumuzu atmak için. Sağ tarafta Gebze yolu nu farkettim, hani daha önce ilerlediğim o karanlık yolu. Gün ışığıyla görünce ne kadar şaşırdım anlatamam.
Hani o ışıl ışıl kurtarıcı olan Petrol Ofisi,
küçücükmüş meğer!

güneş, karanlıkla arasındaki bütün gerçeği gösterdi.
..
.

Kötü adamlar, karanlıkta çıkar ve karanlıkta yol alana, çıkış (kurtuluş) olarak ihtişamlı görünebilir.
Karanlıklar böyle!
korkumuz arttıkça, olanı farklı gösterme ustası..
ışığı, tabelasıyla yol olan adamlarla dolu.

Taaki bir sonraki ışığa kadar yada yolunuzu kaybetmediğiniz sürece, bildiğiniz yola gelene kadar, dayanın.
Dayanmak güçte olsa..
İnanın..!
Karanlık, kendini aydınlığa bıraktığında, o ışıklı adamların pespayeliğini görün diye..

Cuma, Nisan 27, 2007

Kimdir Anonim !

Sevgili Anonim yada Anonymous a,

yazılar hakkında yorumlar yaparken beni tanımaya çalıştığını düşünüyorum. Belki de seni tanımam için yapıyorsun bunu.

Peki Anonim seni tanıma yolculuğuna çıkıyoruz. Önyargılı bir yazı olacağı kesin, ama sen dilersen yorum yaparak daha iyi anlatırsın kendini.

Tanışmanın evrelerini değiştiriyoruz. Bu da seninle yaptığımız ilk ortak iş olsun. Kendini tanıma fırsatı sunmadığından, asosyalce davranıyorum biraz.. Google da ismini yazdım resimlerine bakıyorum. Sonuçlardan çıkan fikirlerim;

İlk aramamda gölgeli bir silüetsin, işte resmini buldum. Daha çok maske denebilir. Biraz gölgene baktım belki birşey anlatırsın diye, hiç ses yok. Belli ki daha aramamı istiyorsun. Korkundan değil, kendini karanlıkta tutarak eğleniyorsun :)

Araştırmamı biraz ilerletiyorum. Nerdeyse tüm bloglarda rastladım anonymous lara..

Meğer ne kadar çokmuşsun, ben bu işin içinden çıkabilecek miyim? bilmiyorum !

Her dili konuşuyorsun, her cinsiyettesin. Özgürsün.

Bazen bir türküsün, ANONİM demişler. İsmini belirleyemedikleri için sözlerini, hikayelerini derlemiş türkü oluşturmuşlar. Sanatkarsın.

Çoğu zamansa sadece bir yorumcu. Kesinlikle hafife alınmayı alay edilmeyi sevmiyorsun. Küçük bir kısmınız ise böyle olduğunda, meydan okuyor, deşifre ediyor kendini. Nüktedansın.

Bu nedenle çok şikayetçin olmuş. Kavgalar olmuş. Amacın kavga etmek değil bence, sadece isim taşımama cesaretiyle yazmışsın. Sen busun işte! demişsin gizemini sürdürmeye devam ederek.

Kitaplar, yazılardan sonra bloglara geçen bir hayattasın. Dünyanı, ismini buralarda kurmuşsun. Popülersin.

Belkide tanışmak, sorumluluğunu yaşamak istemiyorsun. İsimle yorum yapmak istesen, anonim olur musun hiç?

Blog lardan Anonim e Not:

Ben senin ismini bilme ihtimalini sevdim :D çok eğlendim iyiki varsın..

Anonim yorum bırakabilirsiniz. :)

Cumartesi, Temmuz 08, 2006

gezi MaviYeşil

Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın gördüklerimi anlatayım ..

-Haziran da Antalya-Kemerde yiz, çekilişle tatil

dediler şirketten.. Tatile başvuruyla hayaller kurdum
Şansın benimle olduğunu benden daha iyi kimse bilmez.. bu konuda üstüme yoktur..

Yazın daha başı ama benim için başı sonu yok tatilin
aklımın gezme zamanlarındayım nede olsa..vazgeçmek, dur demek mümkün değil..

işte! adıma mail geldi.. şans ne yapabilirim ?
hem öyleki sevdiklerimle de o şans.. E Nazım, Zeynep, Yaso-Ozkan, Serpil, Ayhan .. herkez burda.. Arkadaşlarımın da şansı büyüyor duyurulur :)

delilleriyle işte sunuyorum..
Yanıma aldıklarım.. süre 1 hafta nede olsa bavulun alabildiği kadar elbise, pantolon, tişört, krem, terlik v.s. utanacak kadar var :) bu konuyu kısadan geçmek en iyisi..

Konaklama Olympos fakat yerinde durmayan bir grubuz, gezilerimiz bol oldu
Phaselis, Yanartaş gezisi buna şahittir..

Olympos


doğa sporlarına çok uygun muhteşem doğası,
meşhur ağaç evleri ile ünlü ve
pek çok gezginin uğrak yeri..
klimalı, bungalow tipi ağaç evlerde kaldık .
Olympos ulusal park olarak koruma altına alınmış.. denize ve antik müze kente giriş 2 ytl. günlük :)
koyun etrafı duvar ve kulelerle çevrilmiş kentte kaleler bulunuyor.



Denizden yat turları yapanlar da katılıyor bu sahile.. bir doğal liman..

8 kişilik bir grup varken oturmak istemedik ! aniden karar vererek yaptık Phaselis turunu..
Antik Şehir ve hikayelerini dinledik, okuduk..
yazılar Yunanca.. yanımda E Nazım duruyor bu geziden mest olmuş
mitolojik havasıyla Phaselis unutulmaz bir yaşam alanı
Sahilin anlatılamaz keyfi.. ince kumları, sığ ve durgun suları ile eşsiz bir güzellik Kentte su kemerleri (hala gösterişli,sağlam, ayakta)

agora, hamam , tiyatrosuyla kocaman (tam bir akropol örneği) müze alanı halinde. Giriş kişi başı 10 ytl :D
ehliyetsiz rehberimiz Ecehan dan o zaman yaşamını dinledik biraz :)

kendini önemli hissetmiş her dönem insanoğlu..Phaselis in sütunlu taş yollarından yürürken bunu çok iyi anladım

Gidilip görülmeli.. gidemeyene de resimler ekliyorum..

Gece karanlık, saat 23 civarı Yanartaş a istikamet.. yorucu bir tırmanış sonrası Chimaera dayız..

Canavarın ağzından çıkan ateşin üstünde şarap içtik, yıldızların altında..
etraf çok sıcak, canavarın ateşi hiç sönmediğinden..


ve kadehimi mutluluğuma kaldırdım ve doğaya içtik bir kadehte

Çarşamba, Mayıs 24, 2006

m.s. gezi-1


Bu sayfaya başlangıcım Milat olsun.. bu durumda ;
M.S. Gezi biiirr ağva yolu düştü aklıma sadece haftasonu tatili..

Evde Bıraktıklarım..
Laptop çantam boşaldı... bilgisayarı odama bıraktım
aileme de evi ve arabayı bıraktım :D
ve benim için şehiri, işi hatırlatan topuklu ayakkabımı :D evde bıraktım

Çantada olanlar.. beni mutlu edenlerden ibaret
ince tişörtler, bir jean yeterli, mayo "sauna keyfi için", krem "yumuşacık yapan, kokulu olan değil.." bepanthane aldım doğal ortam için gerekli deyip
ve çocuksuluğumu aldım hep güzel anılarıyla hatırladığım, pembe renkli çorabımı, rujumu, kokumu..

Doğa canlandı, bahar tadını ve kokusunu getirdi çoktaaan ..

keyif dolu 2 gün için yazabileceklerim,
ağzım kulaklarımda dolaştım.. hamakta sallandım.. şömine başında, gördükleri ateşin heyecanı, ilginçliğiyle semer şeklindeki tabureyi paylaşamayan çocuklarla konuştum.. göksu deresinde suyla oynaşarak ilerledi kayık..
yemek ve sonrası canlı müzik vardı, otel sahibinin o tok sesinden şiir dinledik çıt çıkarmadan.. hayattan ne aldığını bilen, duygularını tamamlamış birikimli bir adam Galip abi.. tabii ondan dinlemek daha keyifli oldu..
ilk kez bisiklet kullandım düşmekten korkmadan pedal çevirdim.. çünkü iki seleli bisikletin arkasında güvende olmak gibisi yok.. gecikmiş ötelenmişte olsa rüzgarı hissetmek keyifli oldu.. bisiklette çocuk gibi dilediğimizce bağırdık konuşurken.. belkide ön sele duruma farklı bakacak ama olsun bu kadarcık yükümüz :D
pek çok tatlı sohbet edildi "canımın içi.. meğer dostluk ortakmış bize.."

kısaca dayanıklılık için, tekrarlamak gerek gülüşleri, sohbetleri, heyecanı, şiiri, müziği, çocuksuluğu..