
Cumartesi, Aralık 09, 2006
Korkulan Değişim
Şehir yaşamında korunaklı evlerimiz - işyerlerimiz de, makinelerle sunulan çözümlerin hayata getirdiği kolaylıkla, her birimiz bazen unutuyoruz gerçekte doğanın bir parçası olduğumuzu !..
Ortak dünyanın ortak sonu, çığlıkları büyüyor. Küresel ısınmanın etkilerini, susuzluğun kapıda olduğunu artık bağıra bağıra anlatıyorlar çığlıkları duydunuz mu?
Doğanın kırımıyla birlikte doğaya ait olan, ondan yararlandığını unutan insanoğlunun soyunun da sonu geliyor!...
Dünyada yokluk, açlık ve bozulmuş gelir dağılımı arttıkça.. sona hızla ilerlemekte kaçınılmaz.
Teknoloji obeziteye götürüyor bizi.. iştahla sadece tüketiyoruz.
Eski filmlerden bir replik geldi aklıma;
Kadın hayat kadını hayatını böyle kazanıyor, jönümüz Tarık Akan la karşılaşana kadar, hiç kimse değer vermemiş konuşmamış. Replik şöyle bakışı hayalinize bırakıyorum;
-.......hayatın boyunca bu zamana kadar ne ürettin?
kadının hayatı, aşık olacağı bu idealist adamın söylediği karşısında allak bullak olur ve değişimler başlar....
Çok farklı dönemler geçirdi önceki kuşakta yaşayanlar, değerler vardı korunan ve parasızda olsa sanata bakışı, toplumsal aydını vardı.
..
Artık dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan olayın bizi etkilediğini biliyoruz ve umursuyoruz.
Dünyanın bir yerinde olan depremin bir diğer yerdeki fay hattının gerilimini arttırdığı gibi .
Önceden taa uzakta bir olay yaşanıyorken daha huzurla durabiliyorduk.
Teknoloji bu durumu değiştirdi,
farkedersek (medya katkısıyla oluyor birçoğu... bu konuda başka bir başlıklı yazı yazmak şart oldu) yaşananlar hakkında hızla önlem alıp olaylarla bazen ilgileniyoruz.
birileri dünyanın bir yerinde,
insanlık sonunu bu resimdeki gibi gösterdiyse;
yaşanılası kılmak için bu dünyayı, hareket etmek gerekiyor.
Cumartesi, Aralık 02, 2006
Repredüksiyon Çalışması
Kendinizi nasıl görüyorsunuz? Biraz hüzünlü, yalnız , güçlü mü yada?
Repredüksiyon Çalışmasına başlarkenEn kolay resmi nasıl yaparız? küçük karelere bölerek..Böldüm kendimi ve karşıma aldım
Baktım tekrar,
gördüğüm her damla yaşadıklarım ve bu hatıralarda kendim ve hayatla birlikte yavaşça erirken..
bir zamanlar anlamı büyük olan, anlamını yitiriyorken .. bir daha baktım
Hiç bitecek gibi değil bu sulugözlü içimin sızısı.
Tüm hücrelerinde karşıma ben çıktım! tüm sorularında, yanıtlarında, çıkmazlarında
kendi tercihlerimin sonucu olan ben, bazısını boş, bazısını karışık buldum yansımalarda
hep kendimi görünce, çıkmazlarda benim olduğumu
bakakaldım seyrine ne garip bir tuzak.
Resmin, içimdeki oyununa ithaf olunur.
Salı, Kasım 21, 2006
Çöküş ün Tadı
Bugün televizyon seyretmek için kanal kanal gezindim. Uydu sisteminde (TurkSat) seyredebileceğimiz 99 kanal var iyi bir sayı.İnanmak istemiyorum; izlenmeye değer bişey bulamadım, vaktimi verimli geçirdiğimi hissedemedim.
Çökmüş bu seyredilen şey, tümünü söylemek sayfalarca sürer birkaçıyla başlıyorum.
Ana haber bülteninde bir haberin görüntüsü, sürekli aynı şekilde tekrarlıyor. Her kanalda da aynı görüntü ardı ardına görünüyor. Ancak ortak bir Ajansın çekimiyle olur bu tamam cevapladık bu soruyu. O zaman geriye şu kaldı neden kısacık bir görüntü tekrarlıyor?
İHA görüntü sürelerine göre satış mı yapıyor ? :)
Haber uzun ve görüntü satın alınarak veriliyor ekrana
Haber boyunca görüntü nasıl verilecek çok pahalı olmaz mı? Kanal sahibi ne yapsın?
Haberini 3-4 kez, satın aldığı aynı görüntüyle tekrarlayarak aktarabilir. Maliyeti düşürmenin yolunu hemen bulabilmiş. Bülten arasına alınan reklamı hesaba katmıyorum.
Ülkemizden haberleri sunduk. İyi Geceler Türkiye her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan.
Tüm tiyatro sanatçıları dizilerde, belki elli tane dizi yapılıyor
Bunda kötü bişey yok belki. Diyelim ki yok ! diziyi açtık izliyoruz sinirlenmemem zor.
Çekilen, emek harcanan şeye bakıyorum; yine bir duygusal trajedi
Çocuk kan kanseri, baba ölmüş, anne zor durumda ve kimse adam değil. Alın size Aliye nin başka versiyonu ve alın size eski Türk sineması tadı. Değişen tek şey kıyafetler, yenilenler, konuşma tarzı v.s. ne farkı var? nayır nolamaz zamanlı çekilmiş eski filmlerden.
Filmi seyretmeye devam ediyorum. Bir odadayız nerdeyse 7 dakikadır mekan değişiyor paaat başka bir odaya girdik, sokakta çekilen sahneler nerdeyse yok.
Nereden yakalıyor seyredeni? duygudan ! Türk insanının damak zevkini değiştirmiyorlar.
Kim kazanıyor bu işten sizce, 15 dakikalık reklam aralarında? TV sahibi beyler
Gazeteler den hiç bahsetmiyorum. Konuşmak gereksiz, okunacak bir sayfa bulabilirseniz şanslısınız istisnalar hariç..
Şu sıralar baktığım her şeyde, çöküşün tadında olan beyler in banka gibi olduğunu görüyorum.
Daha verimli vakit geçirilen; haberleri dinlemek, programlar izlemek, gazeteler okumak hakkımız .

bu ülkedeki cılız aydınlığı arttırmak için, talep ediyorum.
Çöken sanat(çı), basın, televizyonlar için daha doğrusu, çöken seyirci için yetkin insanlarla hiç olmazsa bir kaç iyi iş yapılsın.
Yoksa Çöküşün tadı vazgeçilemiyecek kadar güzel mi?
Bu Ülkede bunu yapacak kimse yok mu?
Pazartesi, Kasım 20, 2006
Hayaline Şerefe
Hayal ne güzel yakışmış sizeBiliyorsun daha yeni tanıyorum seni ve hep şaşırtan sen oluyorsun
Hayran oldum yaptıklarına, çizgine, dostsuz kalmayışına
O yüksek duvarlı evdeki, sıcak ifadene ve uğraşılarına
Bu satırlar ve resim senin için , sana özel bir şey yapmak istedi canım
Hayallerinize kaldırdım içtiğimiz şarabı
bunu içimden yapmıştım sana söylemeden..
Hayat sana neler sundu yada hazırlıyor bilmiyorum ama hayal ne güzel yakışmış size..
Hocam la karşılaşmak zor belki ama sen onada iletirsin sanırım :)
Hayalini ve çocuklarını anlatırken ki halinin ona çok yakıştığını da ..
böyle varolmak ve hayal ne güzel yakışmış size..
Pazartesi, Kasım 13, 2006
Tutsaklık Yakalandı

yakaladım bir elim tutsak, bir diğeri hapisteyken
boğazından yakaladım tutsaklıklarımı
bugün hesabımı yapıp, artık düşünmeyi bir kenara bırakarak
kıracağım zincirimi! gün, bugün ve birazdan
yanımda güç toplamak için kimse yok, senden başka
bundan oldu
sana kızıp,küsüp ve yine sana yazmalarım
fikir alışverişi bitti
öğleden sonra 16-17 arasında, içimdekileri aktarma başlayacak
Kurban psikolojisinden sıkıldım
ne derece başarırım ? bilmiyorum.. buna ihtiyacı olan herkeze başarılar
Çarşamba, Kasım 08, 2006
Dilsizim

Birdenbire Elsiz ve Dilsiz kaldım ..
Tamiri için bir süre yazılarıma ara veriyorum..
Coşkuyla geri dönmek üzere..
Tüm takip ettiklerimi okumaya devam edeceğim
kısacık ve şimdilik hoşçakal ..
Pazartesi, Ekim 23, 2006
Konuşmaya Acıktım
Bir şekilde başlangıç; kendini yazıya dökme gücünü verdiği için bloklara düşkünüm..
Konuşamayan, suskun insanlarız.. hatta öyle ki bu hastalığa her katmanda katılım var..
Televizyon da bir mikrofon uzatılan, halkımız ne düşünüyor ? aralarında var bu.. sorgulama yasaklı.. açıklama sayılmayan.. gerçek fikrini söylemediği.. kasıldığı beden diline yansıyan açıklamalar yapılıyor düşünüyorum bende ! çok daha sessiz..
Cumartesi anneleri vardı, her hafta Taksim de toplanan.. ne oldu annelere ne dedik!
Neden Diyarbakır da Silahla Yaşam yanyana? Anladık mı?
Neden okullarda her gün bir öğrenci öğretmen sorunu patlıyor? Konuşabildik mi? Baktık ve hiç düşünmedik
ya biz olsaydık orda onların yerinde.. demedik, karaladık, anlamadık !
Kızgınlığım yine önce kendime... sonra...

İşyerimde, tüm büyük işyerleri gibi değişiklikler yapıldı; rahatsız edici, saçma ,anlamsız da gelse gerçek fikrim beni çıldırtsa da, küçük bir karşı koyma sonrası sessizliğe katılıyorum.. Korktuğumdan değil, işten çıkarılmak gibi büyük bir arzu içindeyim .. Daha özgür davranmak istiyorum aslında.. Yaptığım işi tekrar kendim belirleyebilmek için ama sessizlik ilk tercihim oluyor.. Üstelik tüm kadro aynı düşünsede, herkezde seçim aynı.. Şimdilik susalım..
Neden diye soruyorum.. Neden Taraflar birbirini gerçekten dinlemiyor? Bu her alanda böyle; dinlense kendini onun yerine koyarak, daha anlaşılır olur..
Konuşurken karşı tarafın sözlerinde; zorunluluklar, kesinlikler yatıyorsa ve konuşacak hal bırakmıyorsa susuyoruz.. Herkez birlikte susuyor..
Darbeli, hastalıklı bir toplum büyüttüler ve yan etkilerini hep beraber yaşamaya
..
neden mutlu olamadığımızı, aslında ne istediğimizi bilememekten, hep korunma duygusu ile hareket ederek, bencilliğimizle görmeye devam edeceğiz ve böyle yönetilme isteğiyle seçimlerimizi yapmaya devam..
FARKEDENE KADAR.. Farkedince hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.. :D
Pazar, Ekim 15, 2006
Hoşçakal canımın içi
Cumartesi, Ekim 14, 2006
Mucizelere İnanıyorum

Hamarat ama düzensizim şu sıralar eskiye göre iyi bir durum bu,
tamamen zorunluluktan dolayı yapamadıklarımın üzerine gidiyorum..
Sonunda yemek işini kıvırdım.. Çorbayı lezzetli yapabiliyorum artık :) yemekleri yiyenlerin yüzünden anladım.. oh be! ne güzel yansıma çok mes udum..
Bu dünya benim çorba mı hiç merak etmese de önemli bir hadise ve bloğumda kalsın istedim bir kenarda.. Girişimimin nedeni yine yiğenlerim :)
zaten başka bir sebeple tamamen felaketim olan yemek işine kalkışmaya, zorlamazdım kendimi. Evde bıraktı yine annem beni, babamla..
Malum babalar yemek ister..
çorbamı (aslında sadece mercimek çorbası olarak tanınır ama artık ÇORBAM) o kadar sevmiş ki canım babam,
ve Günün Menüsü Çorbam ve Haşlanmış Tavuk birde annemin yapıp bıraktığı önemsiz bir fasulye yemeği.. Laf aramızda kimse o akşam fasulye yemedi :)
Sabahları 2 gün sadece çorba içti babam kahvaltı bile yapmadı..
öyle kitap tarifiyle 50 gr. şundan bir tutam bundan yapmadığımdan tarifi zor ama yine yapabilirim..
Süper iyiyiz.. hatta annemden iyi baktım bu sefer ev halkına
ama sıkıldılar benden galiba :) annemi gören babamın gözlerini hatırlıyorum da !
belki de aşktan, özlemindendi kim bilir? Yo yo kesin aşktan..
Perşembe, Ekim 05, 2006
Nota larda Gizlenen

Bugünkü Fw: edilen maillerimden biri, aslında maillerle dolduracağım bir sayfa değil istediğim ama bunu sevdim :)
amacım sadece tanımlamayı tekrarlamak değil tabii.. neki bu kadar düşündüren bu konuda? tarifi zor her zamanki gibi..
Aristoteles’e göre mutluluk;
insanın kendi iç dünyasına dalmasıdır. Böyle bir insan mutlu insandır ona göre...
Epikuros’a göre mutluluk;
ruh dengesi ve düşünme dinginliğidir...
Seneka’ya göre mutluluk;
koşullar ne olursa olsun görüş ve düşüncelerinde özgür kalmaktır...
Hobbes ise bireysel mutluluğun toplum içinde olacağını ileri sürer....
Richard Cumberland’a göre mutluluk ise bir sevginin sonucudur; bencilliğin değil özgeciliğin vardığı bir noktadır....
Kant’a göre mutluluk
bir umut konusudur, belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir idealdir....
Nietzsche ise dinamik bir mutluluğun aranışı içersindedir....
:DCan'a göre mutluluk;
Bu duyguyu tüm duyu larımın ortak iştiraki ve uyumuyla yaşayabilirim..
Gördüğümde güzelse, duyduğumda yormazsa, dokunuyorsa bana, tadını çıkartabiliyorsam v.s.
o zaman müzikle mutluyum, herşey notaların kullanımında gizli..
doğaya ait olan ses, o an nasıl çalıyorsa! işte tam orda...
seslerin yarattığı toplam hislerde mutluluk !
yeterki bu sesler umut versin.. çıkış olsun bazen..
Cuma, Eylül 15, 2006
Gezi.. İÇE DOĞRU

Hep iki kişiyle uğraşıyorum;
biri kalbimdeki, biri beynimdeki ben.. misafirler hatta işgalci..
Halbuki yalnız olmalı bazen; içe doğru giderken, işgal edilince birisi tarafından sağlıklı olmasını beklemek zor.. Bu iki kişi uzlaşmalı bunu yapmak için şimdi yolculuk zamanı ..
ilk farkındalık ! yorgunum
Diğeri ! sadece kendini gördüğün bir ilişki ilişki değil..
Ve Diğeri ! Bir tek kendimi kandıramıyormuşum.. bu yüzden içim isyan etmiş. Yorgunum bu nedenle, bunu duyduğuma sevindim..
Ve Bir diğeri ! "insan hep diğer yarısını arar derler ya" ben bu söze sırtımı çevirip, kim dedim aradığım ben yarım mıyım? tam anlamıyla değilim aslında bu nedenle farklılıklarını arıyorum, benden farklarını düşündüm ve göster dedim.. içimde karşılık verdi
Çözüm ! doğrusu bu işte biraz daha zaman, yalnızlık telaşına kapılmadan.. şimdi rahatım içimdeki sıkıntı çözüldü birden .. çok mutluyum yaa
İçime Eklediklerim ! GÜVEN imi tekrar kazandım ve kendime saygımı.. daha sonra dışarı çıktım anlattım dilim döndüğünce, Sanırım aklıma taraf oldum, kalbimle savaşta.. Ama bu onu korumak için biliyorum..
Diğer günler de Çarşamba ve Perşembe dinlendim :D bu günse çok iyi geldi..
telaşlı ve yorgun

Birikmiş, tanımsız sıkıntılar yarattım..
maillerde yazışıp üstüne gittim birde
hemde kendime zarar verdiğimi bilmeden çözmek umuduyla..
Niyet iyi tabii sonuçsa kocaman bir.. ?
Pazartesi mailerimi okurken harfler uçuşuyordu toparlamak için bir daha baktım nafile
yazmayı denedim yazarkende aynı.. kendime çok yüklendim ne bu telaş heeeyyy..
çok yorgun hissediyorum kendimi
hep yorgunum ama buna imkan yok.. o kadar yorulmama keşke bir şey olsa

Bu hafta bitmez en iyisi 85 günlük birikmiş izinden birkaçını koparmak.. evde üstümde eşofman ve terlikle yatmak istiyorum.. :D
Bazen tepkiyi sesli veremiyor insan, sadece sıkıntı yaratıyorsa.. hani toparlamak, ve güç toplamak için küçük bir mola vermesi gerekir derdim hep madem öyle ! salı çarşamba perşembe izin aldım.. Cuma işim var işime dönmek zorundayım..
Pazartesi, Eylül 04, 2006
Aranan anlamlar

Madem diyorum aranıyor hep neden varız? ne yapmakta bu insanoğlu..!
Madem diyorum herşey zıttını yaratıyor..
kolay değil mi yanıt?
sevmek için nefret etmek gibi
nefes almak için vermek gibi
yok olmak için varız
yıkmak için yapıyoruz
hepsine tamamda
Barış için savaşı düşününce !
derin bir düşünmek gerek..
Barışın anlamını unutmamak için
Dünya Barış Gününüz kutlu ve tek olsun..
Pazartesi, Ağustos 21, 2006
usta oyunlar
hayatı öğrenmeyi, eğlenceye dönüştürmektir oyun oynamak..
SAKLAMBAÇ

...9 10 önüm arkam sağım solum saklanmayan ebe söbe
bu oyunu defalarca oynadım çok keyifli ..
en iyi saklanan ve en son bulunan ben oluyordum..
istesem hiç göstermem kendimi aslında..
bu nedenle bir tek özenli ve zarif olursan bulabilirsin beni.. ancak o zaman çıkarım apaçık yoksa göremezsin açsanda perdeyi gizlice, saklambaç taki gibi..
sobe sobe...
KÖREBE
körebe oyun mu? hayatta esneklik öğrenmek için mi?..
ne kadar kalas biri olsanda, esnek hareketlere mecbur bırakan bir öğretici :)

sanatsal, zarif hareketler.. aman yavaş..
bu oyunda ne kadar kıvrak-hızlı olursan o kadar iyi
ayrıca görmediğin ama duyduğunu değerlendirmeyide geliştiriyor..
fazla sabit olmamayıda.. sadece kulaklarını aç ve dinle ben burdaaayııımmm..
teknolojinin, insanı bulunduğu yere sabitleyen ve hayatı öğretmeden zaman geçiren, büyük bir yalnızlık yaratacağını düşündüğüm internet oyunlarına inat; sokakta oynanan oyunlardan yanayım hayata daha iyi hazırlık için
çocukken sokak oyunları oynardım.. bundan olsa gerek;
duyguluyum ve detaycı ve hep çocuk.. ve değişemiyor bazı şeyler..
Cuma, Ağustos 11, 2006
iyi sıkıntılar

Bir süre önce farkettiğim bişey daha vardı canım çok sıkılırken önceden arkadaşlarımda alırdım soluğu ama artık yapmıyorum..
sonuç kimsede çözüm bulamadığım mı? yoo .. değil
etrafımdaki herkez yoğunlaştı yolları değişti ulaşamıyorum
aslında çok ölümcül bişeyden de olmuyor sıkıntı öylesine geliyor..
bunu çıkarmak değiştirmek için ne mi yapıyorum?
yapmayı özlediğim aradığım;
sevdiğime, güvendiğime, beni dinleyene.. koşup konuşayım..
ne görüyorsam artık; çıkmazlarımı falan da dökerek,
gerekirse ağlamam, bundan korkmadan gözyaşımı akıtacak kadar.. dimi..
peki bunu en son ne zaman yapabildim bunu hatırlamıyorum..
sanırım yeteri kadar akıtınca gözyaşını,
insanın duyguların ayrımını anlayana kadar, ağlayınca içi,
kanama durunca,
artık daha dikkatli olunca, ihtiyaç değişiyor.. belkide içimdeki yağmur bitti!
ahh birden canım sıkılmak istedi.. kıskandım şimdi 20 li yaştaki hallerimi..
NEMİ YAPIYORUM.. Çözümü buluyorum içimden geldiği gibi davranıyorum yalnız başıma
SIKI CAN İYİDİR :)
Perşembe, Ağustos 03, 2006
Evlen Görücü Usulü
zor kararKendine çok güvenen biri gençken evlilik kararı hakkında,
Basit gördüm bir süre evlilik, hiçbirşey ifade etmemeye başladı üstelik bir çok ilişki yaşamış biri olarak bunu daha da kolaylaştırdım..
"Amaan ne olacak ki? Evlenirsin bakarsın olmazsa boşanırsın! Bu kadar"
neden bu konu hakkında dertliyim?
malesef erkek kardeşim de zaman zaman bu hale geliyor ve evlensin diye baskı yapılmaya başlayınca,
"Bulun birisini evleneyim!" diyor görücü usulü evlenmeye yatkın şu sıralar.
Nedir bu?
Senaryo çoktan hazır izleyici ve oyuncular yerlerine geçiyor veee Film başlıyorrr..
Söz kesilecek. O, merakla bakarken, Nişan diyecekler izlemeye devam edecek "Kısmet bakalım sonuna!"Film uzun tabii aralarda kendi yaşamına dönecek..Her arada olduğu gibi filmi beklerken başka şeyler yapacak; belki arkadaşlarına, işine bakacak... çokda göremeyecek filmin teknik ekibini
kendi keyif yapacak oyuncunun üstüne yapışan rol gibi kalıcı olacağını idrak etmediğinden henüz. Hatta bazı sahnelere çok takılmayacak :)
mesela düğün içip eğlencesinde olacak belki hatırlayamayacak
"hatırlamıyorum bu fotoğrafı ne zaman çektiler? ben niye damat gibi giyindim!" :))
Anne Evlenmek bu saçmalamayın, işlerin buraya kadar gelmesi bile hata!
Aynı evde, kendini anlatamadığı biri çıkarsa! ya bir çok çabasına rağmen bunu elde etmesi mümkün olmazsa !.. annecim oğlun mutlu olmazsa, bunu gördükçe daha çok üzülmeyecek mi senin o ana yüreğin ?
Bırakın onu flörtlerini yaşasın acısını çekmeyide öğrenecek.. Kendine uygun olanı bulsun kendine yabancı birini değil..
Perşembe, Temmuz 27, 2006
Otuziki Eksi Yedi

ilkokula kayıt için yaşımı büyültmüştüm hatırlıyorum..
Babamla mahkeme salonundaydım birde şahit bulduk
yedi ay önceye yaptık başlangıcı Ocak ayına..
yaşanmamış bir yedi ay ekledik hayata, ileriden başladım..
Dönmekle uğraşmıyorum daima ileri..
Kayıp ayları çoktan erittim..
Belkide yaşamın sonunda geri isterim :)
Talebim gerçek yaş hesabın da
şu şekilde olacak
32 - 7 = 25
şahit aranıyor...

teşekkürler çok utandım ama
Cuma, Temmuz 14, 2006
Gurur

Başka şekillerde bakmanın yolu vardır elbet herzaman
duvar mı yüksek? baktığında göremeyecek kadar..
aynı şeye bakamamak derdindeyim
yoo bakılıyor! ama yöntemi çıkmaza bağlanmış sözlerin..
tecrübelerinden öğrenmeliydi çoktan!
üstüne bastığının kullanımı için birde başka yöne bakıvermeyi..
hatayı tekrarlamalar çözüm mü?
Gururdan örülmüş bir giysi giymişse üstüne birde
anlatmak, göstermek artık nafile..
gel görki vakit yok harcanacak
..

madem sözlerin sonundayım kapatıyorum..
anlatmak yol göstermek çözüm olmuyor GÖNLÜME
en başındayım geri döndüm yolumdan..
Cumartesi, Temmuz 08, 2006
gezi MaviYeşil
-Haziran da Antalya-Kemerde yiz, çekilişle tatil
dediler şirketten.. Tatile başvuruyla hayaller kurdum
Şansın benimle olduğunu benden daha iyi kimse bilmez.. bu konuda üstüme yoktur..
Yazın daha başı ama benim için başı sonu yok tatilin
aklımın gezme zamanlarındayım nede olsa..vazgeçmek, dur demek mümkün değil..
işte! adıma mail geldi.. şans ne yapabilirim ?
hem öyleki sevdiklerimle de o şans.. E Nazım, Zeynep, Yaso-Ozkan, Serpil, Ayhan .. herkez burda.. Arkadaşlarımın da şansı büyüyor duyurulur :)
delilleriyle işte sunuyorum..
Yanıma aldıklarım.. süre 1 hafta nede olsa bavulun alabildiği kadar elbise, pantolon, tişört, krem, terlik v.s. utanacak kadar var :) bu konuyu kısadan geçmek en iyisi..
Konaklama Olympos fakat yerinde durmayan bir grubuz, gezilerimiz bol oldu
Phaselis, Yanartaş gezisi buna şahittir..
Olympos

doğa sporlarına çok uygun muhteşem doğası,
meşhur ağaç evleri ile ünlü ve
pek çok gezginin uğrak yeri..
klimalı, bungalow tipi ağaç evlerde kaldık .
Olympos ulusal park olarak koruma altına alınmış.. denize ve antik müze kente giriş 2 ytl. günlük :)
koyun etrafı duvar ve kulelerle çevrilmiş kentte kaleler bulunuyor.

Denizden yat turları yapanlar da katılıyor bu sahile.. bir doğal liman..
8 kişilik bir grup varken oturmak istemedik ! aniden karar vererek yaptık Phaselis turunu..
Antik Şehir ve hikayelerini dinledik, okuduk..
yazılar Yunanca.. yanımda E Nazım duruyor bu geziden mest olmuş
mitolojik havasıyla Phaselis unutulmaz bir yaşam alanı
Sahilin anlatılamaz keyfi.. ince kumları, sığ ve durgun suları ile eşsiz bir güzellik Kentte su kemerleri (hala gösterişli,sağlam, ayakta)

agora, hamam , tiyatrosuyla kocaman (tam bir akropol örneği) müze alanı halinde. Giriş kişi başı 10 ytl :D
ehliyetsiz rehberimiz Ecehan dan o zaman yaşamını dinledik biraz :)
kendini önemli hissetmiş her dönem insanoğlu..Phaselis in sütunlu taş yollarından yürürken bunu çok iyi anladım
Gidilip görülmeli.. gidemeyene de resimler ekliyorum..
Gece karanlık, saat 23 civarı Yanartaş a istikamet.. yorucu bir tırmanış sonrası Chimaera dayız..
Canavarın ağzından çıkan ateşin üstünde şarap içtik, yıldızların altında..
etraf çok sıcak, canavarın ateşi hiç sönmediğinden..

ve kadehimi mutluluğuma kaldırdım ve doğaya içtik bir kadehte
Cuma, Haziran 30, 2006
nerdesin? kimsin ?

Bir çok yolculuk gibi şu hayat..
nerdesin? kimsin? derken başlıyor insan insanı tanımaya
ben kendim hakkında merak edilen cevapları verirken, kendimi arka planda tutup izlerim hep..
sonra bırakırsam akışınaa.. kocaman duygularla dolu ilişkiler başlar çünkü böylesi tarzım..
kendisini görmemi destekleyen birini bulmak iş ve hayat yoğunluğumda pekde sık olmuyor.. lafın kısası ..
şu sıralarda birde kendime dönüp kendini değiştiren biri oldum çıktım
bu şartlarda..
baktım kimse kendine bakamıyor.. :)
ocaktan beri yazageldiğim bu ufak weblog um başka bişey .. sevdiğim bir çok şey arasında oldu..
şiddetle tavsiye etmiyorum ! kişisel bir sayfa ve eminim bir çok hatayla dolu
fakat buraya girerek kendi notlarımı görebilmek tabii şahane..
ne zaman ne düşünüyor veya o an yaşadığımı anlatmak istiyorsam yazmaya başlıyorum.. bazen bir resimle coşar oldu kalbim,
bazen geçmişi hatırlatan herhangi birşey,
bazen ağlıyor bazen gülüyorum kendimce işte.. sanalda olsa yapmak keyfiyle
sanırım bu yazılar beni ele geçirdi ..
beni bu konuda destekleyen, iteleyen iki sevgili dostuma hitaben..
yüreklerinizden kocaman öpüyorum..
Salı, Haziran 20, 2006
Sahnede Zaman

Zamanın içinde bir ağaç oldu.. yaşamı destekleyen doğa başlangıç yaptı
yaşlandı kurudu sonra tam orta yerinde sahnenin
çevresinde hayat saçan dallarıydı sanarak ve zaman hiç durmadı
bir insan doğdu zamanın bir yerinde
zamanla havalandı olduğu yerden..
tüm çıplaklığını serecek kadar güvendi kendine bazen..
bazen çıkmak ta buldu çözümü !
verdiği cesaretle ilerleyişinde ve esaretinden zamanın
ne kadar güçsüz olduğunu gördü bu zamanın karşısında
çok tiyatral bu sahnede sonunu gördü
sona adım atarak yokoldu yalnızlığında..
dimdik çıplak ağaç gibi..
zamanını yaşadı ve sırasını bıraktı başka bir başlangıç için ..
şimdi zamanın neresinde oluyorsam olayım farketmez
şapkamı önüme koydum.. sonu dimdik olacak kararım kesin!
resme bakarak bunları düşünmekten alamıyorum kendimi..
Cumartesi, Haziran 03, 2006
Değişiyor Anlamları

Çocukken güzeldir saçsaça kavga..
çünkü bu sadece kavgadır hiçbir yükü yok! kızdığın sinirlendiğinde yapılan bişey.. sonra unutulur çünkü eşittir kavgandaki sana (çocuklukta)
ve sobada ısıtılan ayaklar, yanan çorap kokusu güzeldir bu kadar basittir.. ısıtmanın keyfi olduğundan akılda çorap bir anlam taşımaz,
çamurda oynamalar çocukken keyiflidir..
koltukta zıplama oyununda, yayların fırlamasını dert etmezsin o zaman sadece tümüyle oyundan ibaret olan yaşamda..
sevmediklerinden de koşarak kaçarsın.. pazar günü çamaşırların yıkanma saatiyse yada okul bitiminde hızla oyuna koşmakla yaşanır..
hele büyüdükçe... o yaşanılan çocukluk , tümüyle ve dahada keyifli görünür..
sanırım herkezde olur.. ben o kadar mutluyken bunun farkındamıydı büyükler.. hiç sanmıyorum..
Büyüdüm hemde çarçabuk..
çok hızlı..
ne kavga etmekten hoşlanıyorum
nede koltukta zıplamaktan
neden öğrettiniz bana büyümeyi ?
neresi güzel!
Çarşamba, Mayıs 24, 2006
m.s. gezi-1

Bu sayfaya başlangıcım Milat olsun.. bu durumda ;
M.S. Gezi biiirr ağva yolu düştü aklıma sadece haftasonu tatili..
Evde Bıraktıklarım..
Laptop çantam boşaldı... bilgisayarı odama bıraktım
aileme de evi ve arabayı bıraktım :D
ve benim için şehiri, işi hatırlatan topuklu ayakkabımı :D evde bıraktım
Çantada olanlar.. beni mutlu edenlerden ibaret
ince tişörtler, bir jean yeterli, mayo "sauna keyfi için", krem "yumuşacık yapan, kokulu olan değil.." bepanthane aldım doğal ortam için gerekli deyip
ve çocuksuluğumu aldım hep güzel anılarıyla hatırladığım, pembe renkli çorabımı, rujumu, kokumu..
Doğa canlandı, bahar tadını ve kokusunu getirdi çoktaaan ..
keyif dolu 2 gün için yazabileceklerim,
ağzım kulaklarımda dolaştım.. hamakta sallandım.. şömine başında, gördükleri ateşin heyecanı, ilginçliğiyle semer şeklindeki tabureyi paylaşamayan çocuklarla konuştum.. göksu deresinde suyla oynaşarak ilerledi kayık..
yemek ve sonrası canlı müzik vardı, otel sahibinin o tok sesinden şiir dinledik çıt çıkarmadan.. hayattan ne aldığını bilen, duygularını tamamlamış birikimli bir adam Galip abi.. tabii ondan dinlemek daha keyifli oldu..
ilk kez bisiklet kullandım düşmekten korkmadan pedal çevirdim.. çünkü iki seleli bisikletin arkasında güvende olmak gibisi yok.. gecikmiş ötelenmişte olsa rüzgarı hissetmek keyifli oldu.. bisiklette çocuk gibi dilediğimizce bağırdık konuşurken.. belkide ön sele duruma farklı bakacak ama olsun bu kadarcık yükümüz :D
pek çok tatlı sohbet edildi "canımın içi.. meğer dostluk ortakmış bize.."

kısaca dayanıklılık için, tekrarlamak gerek gülüşleri, sohbetleri, heyecanı, şiiri, müziği, çocuksuluğu..
Perşembe, Mayıs 18, 2006
TECRİTLİ DÜŞLER

demirdendi pencerem.. diplerde dolandım ve vicdan muhasebesinde kaldım,
derinden.. sessiz.. yasaklı..
Konuşurdum ! biliyordum !
ama unuttum bir tek ses çıkaramayacak kadar hemde..
Konuşmuyorum ama sorularım var aklımda dönen
gerçek mi bu?
yoksa hayal alemimi? karıştı bilemiyorum !
hiç bir delil yok bu işkencede..
Bilincimi yitirmek korkutuyor..
Kalan ışık için, Bitsin tecritim.. düşlerim için ne olur..
..
.
Resmin anlatımı için bu kelimeler yeterli olur mu bilmiyorum
kendisini kısa sürede olsa böyle hisseden herkez için ve
insanca duygunun çok iyi anlatılmış olduğu bu fotoğrafta
kim bilir daha ne kadar çok söylenir kelime var..
sözün bittiği yerdeyim şimdi
bakıyorum
görüyorum ifadesi zor..
bu kurgunun ve sanatçısının yüreğine sağlık
Cumartesi, Mayıs 13, 2006
gidiş-dönüş

Öylece tutuldum kaldım.. sanki ben ben değilim
ya biraz ne olur.. biraz bırak beni aklım !
ben kendime ağır gelmeye başladım şimdilerde
hiç yatmamak yada hiç çalışmamak..
içimden dışarıyı duymamak..görmemek..
kurtulmak bunca şeyden çok mu ? zor mu?
çıkmazlar mı bu bendeki..
dar sokaklara mı düştüm ..
çığlıklarımı duyuyorum etraftan gizli sessiz..
hani büyüyünce olmaz yaşanmaz baktığım.. meğer oda büyüyormuş
sussun içimdeki ses
yoo vazgeçtim sen susmazsın ki

İNSAN öyle büyük bir yalnızlık ki
en iyisi biraz müzik dinlemek
yanımda kendime dair herşeyi alıp gidiyorum ..
müzikli bir yere
bu pencerede sizinle
sayfada yalnız kalsın sizin için ..
Perşembe, Mayıs 04, 2006
Aydınlıktı Karanlık
aynı yerdeydik yanyana geldik.. oturduk.. sustuk..

belki de
kısa bir süre karanlıktı.. aydınlık içindi oysa..
ve hikaye başladı 3.. 2.. 1..
ışığı varsa karanlığın..
dönüş biletini almak kolay ve yakın
annemsiz iki hafta
tedirgindi annem ilk defa babam, ben ve erkek kardeşimi bu kadar yalnız bıraktığı için .. oysa ne çok şey öğrendik..
-anne niye merak ediyorsun kocaman olduk biz!
desem de 3. gün sonrasında değişti herşey.. :)
ben işteyken babamın yaptığı tuzsuz yemeklerden sonra anladım ki, bir kadın eli değmeli mutfaktaki sebze ve tencere ye ..
uzuun aradan sonra ilk defa yemek yapıyordum.. her günde kahvaltı yapılmıyor tabii
işten eve gelir gelmez kolları sıvadım! bu durumdan en çokda babam keyif aldı..

-baba ne yapsam dolapta neler var?
-ıspanak ..
-hıı güzel ne yapsam acaba çorba mı? evet evet
-size güzel bir çorba yapıyorum
(şunu yinede sorayım nasıl yapılacaktı ki)
ıspanak çorbasından sınıfta kaldım .. denediğim ikinci yemek pilavdı ve kurtarıcım oldu.. tavuk ve pilavla kapadık akşamı..
sonucu değiştirmeyi isterdim ama yapacak bişey yok artık
ahh kardeşimin telefonda;
-çorbaya biraz da mısır unu kat
lafını çokda dinlemesem yemeğim güzel olabilirdi..
çünkü o mısır unu, öyle laaaap diye konmamalıymış düşünemedim :(
çıkan sonucu tahmin etmişsinizdir.. top top unlar oldu çorbanın içinde.. resmimi ? görmeniz iyi olmaz :) kesin
kadın eli değmeside feci bişey olabiliyor bazen.. niye şu tarifleri tam vermezlerki sanki hergün yemek yapıyorum.. artık biliyorum unu soğuk suda çırpmalıymış önce :D
annem döndü yiğenlerimde çok iyiler.. bu işe en çokda ben sevindim..
canım benim meğer ne çok özlemişim :)
en kısa sürede yemek yapmak için eğitim almam şart oldu..
Salı, Mayıs 02, 2006
8 saat için 1 Mayıs (Kökenleri)

sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya'da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856'da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak, toplantılar ve eğlenceler düzenleyerek, hep birlikte bir günlük iş bırakmaya karar verdiler. Avustralyalı işçiler bu kararı, yalnızca 1856'da uygulamaya niyetlenmişlerdi. Ama bu ilk kutlamanın Avustralyalı proleter kitleler üzerinde çok büyük etkisi oldu, onları canlandırıp yeni bir heyecana yol açtı ve bu kutlamanın her yıl tekrarlanmasına karar verdiler
Avustralyalı işçilerin örneğini ilk izleyen Amerikalılar oldu. 1886'da l Mayıs'ın evrensel bir iş bırakma günü olmasına karar verdiler.l Mayıs'ta 200 bin Amerikalı işçi iş bıraktı ve 8 saatlik işgünü talebinde bulundu. Daha sonra uygulanan polisiye ve yasal baskılarla, işçilerin bu ölçekte bir gösteriyi tekrarlaması birkaç yıl engellendi.
İlk l Mayıs'ta sekiz saatlik işgününün uygulanması talep edildi. Ama bu hedefe ulaşıldıktan sonra da, l Mayıs'ın kutlanmasına son verilmedi.
Kuş gibi Küçük
bazen geçmiyor bazen yetmiyor
Ankara, Samsun, Bursa, İstanbul arasında çok küçüktüm.. çok büyüktüm bazen
uzaklarda duvarlar var küçücük kaldığım
birde hayallerim.. gelecek güzel günler için sakladığım..

aynı düşlerimdeki gibi kanatlansam, uçsam ..
uyandım düşümden sonra, gördüm gerçeği.. kanatsız kuş olmak zor
görsen beni.. yada gel gözüm ol gör beni..
bugün çok küçüğüm çok yetersiz
yeni ülke.. yeni şehir.. yeni güneş.. yeni denizler için
Çarşamba, Nisan 19, 2006
Çoğalmak

Deniz Dilem oldu adı kısaca "DEDİ" teyzesinin 2. baharı da hoşgeldi..
hepsi ayrı yürek bunların

abi oldu Ardıl bakalım nasıl sevecek küçük kardeşini? :)
Teyzeliğimi katlanarak arttıran, çoğaldıkça güzelleşen bu aileye kayıtsız kalabilirmiydim ben.. Sizleri çoookk seviyorum..
Salı, Nisan 18, 2006
Kavak Yelleri

kavak ağacının keselerinden fırlayan tohumlar saçılmış sokaklara
Cuma, Nisan 14, 2006
Mirastır yaşanan

zor zamanlar geçer iyi kötü yanyana dır.. geçer ..
geçerken bıraktıklarıyla algılanır yaşam ve ona karşılık verilir
bana bıraktığı mirastır yaşamın
görmek ve görülmeyeni hissetmekle geçti .. devam daha çok şey var yapılacak
ve onardım kendimi evrenin bana sunduğuyla ..
inanıyorum daha çok daha fazla..
madem bu yola çıktı kalbim
sonuna kadar yolun, taşırım hayatı keyifle hiç öykünmeden..
hikayelerim var bunlar beni zenginleştirdi
dostlarımla buldum bazen kaybettiğim yolumu
doğru dilenen dileklerimin sonunda mı bilinmez
umut ederim bugünlerde olduğum yere iten yaşananlar ve tesadüfler
muhakkak bir gün beklenen mutluluk için yaşanması gerekenlerdi sadece
Cuma, Nisan 07, 2006
Deniz i Bekle Ilgın
hoşgeldin ılgın hanım

göbek bağının düşmesini bekledik.. düştü
hadiii bekliyoruz senide deniz hanım..
geride kalmak yok öyle..
Beklemek le başlıyor hayat ve beklemelerle devam ediyor..
sırayla..
bekledik (nerdeyse 9 aydır) hep beraber..
aşık olmayı bekledim baharda gelenlere ek..
beklemek bitti mi sanki!
beklerim kardeşliği
beklerim evrimini tamamlamasını insanlığın
bekliyorum bir gün
adam olmasını bu dünyanın..
Perşembe, Nisan 06, 2006
Zor zaman

Çoğu zaman insanlar tek zor zaman geçirenin kendileri olduğunu sanıyorlar.
Yalnızlık tekrar tekrar
Yalnız olmak
yanında yalnız hissettiğin biriyle olmaktan daha iyi...
Çarşamba, Mart 22, 2006
tadımlık küçük günaydınlar

bakış açın ve hayatıma kattıklarına hitaben..
hep senden sözediyor aklım
aklımda takılı kalan senin gözlerin var
yabancıyım kendime şu aralar
yakında ya sarhoş yada şair yapacak
bu benim hallerim
...
her şeyin güzel olduğu bir yer var biliyorum
arıyorum nicedir
gönül gözümü açan bişeyler var bu evrende
bu evren de var

